15 Temmuz 2014 Salı

Mim : 5

Beyaz Gemi blogunun sahibi Şenay'a çok teşekkür ederim. biraz geciktim mimi yapmakta. affola..

Aşk.

önlerinde yoğun bir sisi hapsettikleri uzun ince bardaklara; yeterince uzun ve yeterince susarak bakan iki adamın yüzünde aynı anda büyüyen bir gülümseme görürseniz, bilin ki bunun sebebi ya geçmişteki bir kadının ürpertisi ya da bu uzun ve sıkıcı cümlenin yedi, sekiz ve dokuzuncu kelimelerine dair bir şeydir.

Hayat.

önlerinde yoğun bir sisi hapsettikleri uzun ince bardaklara; yeterince uzun ve yeterince susarak bakan iki adamın yüzünde aynı anda büyüyen bir gülümseme görürseniz, bilin ki bunun sebebi ya geçmişteki bir kadının ürpertisi ya da bu uzun ve sıkıcı cümlenin yedi, sekiz ve dokuzuncu kelimelerine dair bir şeydir.

Umut.

önlerinde yoğun bir sisi hapsettikleri uzun ince bardaklara; yeterince uzun ve yeterince susarak bakan iki adamın yüzünde aynı anda büyüyen bir gülümseme görürseniz, bilin ki bunun sebebi ya geçmişteki bir kadının ürpertisi ya da bu uzun ve sıkıcı cümlenin yedi, sekiz ve dokuzuncu kelimelerine dair bir şeydir.

Acı.

önlerinde yoğun bir sisi hapsettikleri uzun ince bardaklara; yeterince uzun ve yeterince susarak bakan iki adamın yüzünde aynı anda büyüyen bir gülümseme görürseniz, bilin ki bunun sebebi ya geçmişteki bir kadının ürpertisi ya da bu uzun ve sıkıcı cümlenin yedi, sekiz ve dokuzuncu kelimelerine dair bir şeydir.

Gülmek.

önlerinde yoğun bir sisi hapsettikleri uzun ince bardaklara; yeterince uzun ve yeterince susarak bakan iki adamın yüzünde aynı anda büyüyen bir gülümseme görürseniz, bilin ki bunun sebebi ya geçmişteki bir kadının ürpertisi ya da bu uzun ve sıkıcı cümlenin yedi, sekiz ve dokuzuncu kelimelerine dair bir şeydir.

(biraz farklılık yaptım. mimin geldiği yerdeki yazılar çıtayı çok yükseltince, mecburi değişiklik oldu. umarım beğenirsiniz.)

12 Temmuz 2014 Cumartesi

öhöm öhöm.

Merhabalar pek değerli misafirlerimiz. Dostlarımız bizlere bir mim göndermişler, yapmamızı istemişler. Adet yerini bulsun demişler. Bize de yerine getirmek düşer tabii, her ne kadar zamanlama olarak geç kalmış olsak da. Dileriz ki, affederler. İlk defa bir mim ile karşı karşıya olan bu aceminin eğer bir hatası olursa, umulur ki anlayış gösterilir. Haydi başlayalım...

-En çok kırıldığın/incindiğin kelime?
+ Hayat mottom gereği, insanların konuşurken, yazarken, düşünürken karşısındakilerle -ve de kendisiyle- olabildiğince saydam olması gerektiğine inanırım. Tabii bunu uygulamak oldukça zor olabiliyor günlük yaşamda. Bunun yerine bayağı, samimiyetsiz sözler alıyor. İçeriği her ne olursa olsun, hangi kelimenin ardında samimiyet yoksa o kelime beni incitir, kırar.

-Herkesin kullandığı bir kelime olur. Ama senin için bir insan olur. O özel insan o kelimeyi kullanınca alınırsın. Ne düşünüyorsun?
+Düşüncelerimden ziyade duygularımdan bahsetmek gerekirse, büyük bir enkaz hissiyatı oluşur içimde. Böyle 5 katlı bir binanın bir anda yıkılması gibi.

-Seni en çok duygulandıran şarkı?
+ Birçok şarkı var açıkçası. Müzik türlerine göre kategorize edip açıklamak isterim aslında ama şimdilik tek cevap vermek gerekirse; Ben de özledim- Dağılma.
http://www.youtube.com/watch?v=ZKuF5ElELgU

-Daha önce seni bırakan biri geldi. Senden bir şans istedi sen de o şansı verdin. Ama buna rağmen yine bırakıp gitti.Şimdi yine pişman, ne yaparsın?
+Kelimelerimi kullanırken cimri davranırım sadece. Yeterli bence.

-Nefret mi Aşk mı?
+Ambivalans diyor buna mistır fıroyd amcamız bizim yerimize. Bir çubuğun iki ucu. Birbirlerine zıt gözüken ama aynı maddeden..

-Birinin kalbini kırdığında gönlünü nasıl alırsın?
+Zor soru bu. :) Altından kalkamam. Pas diyorum.

-Nasıl ağlarsın, bağırarak mı içine atarak mı?
+Genelde içe kavisli.

-En korktuğun şey?
+Boşlukta kalan sorulara sahip olmak.

-Ruhun sıkıldığında ne yapmayı seversin, kendini nasıl sakinleştirirsin?
+Yalnız başıma dışarı çıkar, ufak bir yürüyüş yaparım yeşilliğin koynunda. Bunun üstüne daha  iyi bir reçete tanımam.

-Bazen kızılmasından hoşlanırsın. Peki en çok ne için kızılmasından hoşlanırsın?
+Kızgınlık öfkedir bence. Öfkenin dışa vurumu her zaman için iyidir aslında bana kalırsa. Düdüklü tencereye benzetirim ben insanları. Öfke de iç basıncın düşmesi oluyor bu durumda basitçe. Ama en çok sessizliğe gömülmüş kimselerin kızmasından hoşlanırım, bilirim ki sonunda o kişi rahatlayacaktır.

-Şiir/müzik/öykü/deneme?
+All of them.

-En son ne için ağladın?
+Sevdiklerime üzüldüğüm için.

-Birinde hemen etkilendiğin özellik?
+Derin sessizliği. Sessiz insanlar, dalgın insanlar beni her zaman için etkilemiştir.

-Dayanamadığın şey?
+Zamanın hunharca öldürülmesi. Bu konuda saplantılı olduğum bile söylenebilir.

-En sevdiğin duygu?
+Çok klişe bir cevap olacak ama sevgi. Sonuçta evren bunun üzerine kuruldu. Bu günlerde pek göremesek de kendisini sofrada tabağı hep hazırdır.

Eveeet. Pek sevdim ben bu mim şeysini. :) Mimleyenlere de, okuyanlara da kucak dolusu sevgiler gönderiyorum. İyi bakın kendinize. :)

11 Temmuz 2014 Cuma

ODI ET AMO: Sevdiklerimizden Nefret Etme Üzerine

....
Normalde ( genellik 'normalliğin' kanıtıysa da) karşıtdeğerlilik bilhassa takıntılı nevrotik durumlarda kendisini gösterir ve Freud karşıtdeğerliliğin betimsel resmini klasik takıntılı nevrotiğin yani Fare adamın hanım aşığıyla yaşadığı durumu anlatan hikayeyle sunar: " Fare adam, kadının ayrıldığı gün, caddede bulunan bir kayaya tekme atarak onu yol kenarına itme zorunluluğunu hissetti, zira kadını taşıyan araba birkaç saat içinde aynı yoldan geçecekti, kadın da bu taştan ötürü bir acı yaşayabilir diye düşündü ancak birkaç saat sonra bu fikir ona saçma geldi ve geri giderek taşı tekrar yolun ortasına koyma zorunluluğunu hissetti." ( İnsan fare adamın ilk düşüncesini yani sevdiği kadına zarar verme olasılığına ilişkin düşünceyi merak ediyor. Koruyucu maskesine rağmen, insan merak ediyor: Nereden geliyor bu düşünce?) ....
(Gözyaşı Entelektüel Bir Şeydir/Odi et amo: Sevdiklerimizden nefret etme üzerine)

Nefret ediyorum ve seviyorum, bunu nasıl becerdiğimi sorarsın belki
Ama bilmiyorum, sadece böyle olduğunu biliyorum ve çok acı çekiyorum.
Catullus.

Kim karıma karşı bazen soğuk bazen de sevgi dolu görünüyor olmamı,
yalandan birer tavır olarak görürse, aptaldır.
Monteigne.

Sevgin ve nefretin söküp atmasın diye beni,
Yaşamama izin ver, ah, sev ve nefret et benden.
John Donne

10 Temmuz 2014 Perşembe

Mim : Dikkat duyguların ortaya çıkabilir!

Blog'a ilgilerini ve yorumlarını esirgemeyen Şenay Benderli ve Şeyma Tanış'a mimlediklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum.

En çok kırıldığın/incindiğin kelime?
- Aklımın takıldığı ya da öneri almak istediğim bir şey hakkında karşımdakine önemli olduğunu düşünüp sormuşsam ve 'sen bilirsin' demişse kırgınlığım olur ona karşı az biraz.

Herkesin kullandığı bir kelime olur. Ama senin için bir insan olur. O özel insan o kelimeyi kullanınca alınırsın. Ne düşünüyorsun?
- bir önceki cevap bunu da kapsıyor sanırım.

Seni en çok duygulandıran şarkı?
- Neşet Ertaş diyim ben, siz gerisini tamamlayın.

Daha önce seni bırakan biri geldi. Senden bir şans istedi sen de o şansı verdin. Ama buna rağmen yine bırakıp gitti.Şimdi yine pişman, ne yaparsın?
- biliyorum bu fıkrayı. :D

Nefret mi Aşk mı?
- ikisi de. çünkü beraber yürürler.

Birinin kalbini kırdığında gönlünü nasıl alırsın?
- Özür dilerim. o davranışımın nedenini açıklarım, açıklamaya çalışırım elimden geldiğince. hatalı olduğumu kabul ederim. sonra başka yapabileceklerimi düşünürüm, olabildiğince çabuk durumu düzeltmeye çalışırım.

Nasıl ağlarsın, bağırarak mı içine atarak mı?
- rahatlayacak şekilde. eğer bu beni rahatlatacaksa tabii.

En korktuğun şey?
- Alzheimer. nerden tanımladın bu hastalığı be Alois.

Ruhun sıkıldığında ne yapmayı seversin, kendini nasıl sakinleştirirsin?
- o zamanlara sakladığım bir kaç müzik var. sonra kitaplar var, kağıt-kalem var. uyku var. yol çok, seç beğen al. :)

Bazen kızılmasından hoşlanırsın. Peki en çok ne için kızılmasından hoşlanırsın?
- pek hoşlandığım söylenemez alsında. sevdiğim biriyle uğraşıyorsam kızılması güzel olabiliyor bazen. :D

Şiir/müzik/öykü/deneme?
- müzik - öykü - deneme - şiir.

En son ne için ağladın?
- Hatırlamıyorum, hatırlasam da buraya yazacağımdan emin değilim. :)

Birinde hemen etkilendiğin özellik?
- Hemen etkilenmek değil de, konuşmasına dikkat ederim. mesela seçtiği kelimelere.

Dayanamadığın şey?
- yanlış anlaşılmak elbette. bir de acelecilik. ne olur azcık sakin olunsa.

En sevdiğin duygu?
- sakinliği kapsayan her şey, yani duygu kısmını.


eey bizim blog'un sakinleri, kardeşlerim, tanışma isteyen vardı geçenlerde bi tane. onu yerine getireyim bu fırsatta. siz de alın birer dal, aynı mimden 3 tane olsun, senden benden bizden olsun. hadi bakalım, görelim sizleri de. :)
( okuyacaklarından bile emin değilim. :D )



düşüş

- gelmişsin yine azizim. Beklemiyordum aslında seni bugün, gelmez diyordum. Dünkü o bayık konuşmamdan sonra bugün köprüye kadar öylesine yürürüm diyordum, yanılttın beni tekrar. Nasılsın, iyisin değil mi? Burdan bakınca kendindeymişsin gibi duruyor. Burdan bakınca her şey sıcak duruyor. Flu moda bugünlerde, bende bir terslik var sanki  her şey güzel geliyor gözüme. Üstümdeki şu yamalı ceket bile köprüye kadar güzel duracak hatta, bu köprüde bişey var. Senin şapkan da güzelmiş, nerden aldın? Hmm, otelin ordaki dükkandan olduğunu bilmeliydim aslında. Dikkatsizliğim için kusura bakmayın dostum. Eski dostum. eski dedim diye alınmadınız değil mi? Güzel olan her şey eskidir, eskimeye mahkumdur. Tıpkı şu köprü gibi. Dost kelimesi yenilik değil geçmiş ifade eder, geçmişe saygı göstermek gerekir. Katılıyorsunuz bana, ne güzel teşekkür ederim eski dostum.

- nerde kalmıştık? Sana yağının toplumun gelişmesi üzerindeki etkisi mi? Onu daha sonra mı konuşalım? Nasıl isterseniz. Aslında boşluktan bahsedebiliriz, şu köprüdeki gibi. Geçenlerde fikirlerle ilgili konuşuyordu birisi, köprünün girişinde. Bembeyaz fikirlerim olsa, ayaklarım yerine kanatlarım olurdu, diyordu. Altında tabure vardı adamın, kanatları yoktu. Dinleyen ve yoldan geçenlerde de yoktu. Aslında adamı dinleyen de yoktu. Sadece beyaza yakın bir şapkası vardı, aynı sizinki gibi. Kitap mı? Hayır, sanki daha çok ezbere konuşuyordu. Daha önce böyle bir konuşmayı yapmış gibi işte. Ya da dinleyenleri umursamadan hitap ediyordu boşluğa. Kanatları boşluktaydı, gözükmüyordu. Fikirleri gibi. Onu dinleyen kalabalık gibi.

- ah eski dostum, ne hızlı yürüyoruz. Benden sıkıldınız tabii. Siz de haklısınız. Beyaz şapkalı adamı bile dinleyen yoktu, siz yine bana iyi katlandınız. Yarın daha yavaş yürüyelim, olur mu? Sizinle konuşmak iyi geliyor. Anlaştığımıza sevindim. Köprüye geldik yine. Etraf flu oldu. Sizin otel de gözüküyor. Aynı saatte diyelim o zaman. Sağlıcakla kalın eski dostum, şapkayı düşürmeyin sakın.

Not: beğendiyseniz, devamı için buraya bir tık.